9 Nisan 2013

Gölün üzerinde sandal ile yavaşça gidiyorum. 

Sonra birden bi yatakta duvarın diğer ucundaki arkadaşıma bakıyorum

Yanında bir kız var

Odaya bir başka kız geliyor, benim yatağıma giriyor.

Hava kararıyor,

Boş bir avmdeyim, top havuzunda bir çocuk görünüyor.

Sonra bir sokak, köpekleri kovalıyorum.

Derinden bir ses geliyor, alarm sesiyle uyanıyorum.

25 Aralık 2012

Eve giriyordum yeni dönmüşüm, elimde valizler finallerden sonraki ilk uçakla gelmişim. 

Annemle uzunca sarıldıktan sonra birbirimize babama döndüm ve “Valizlerini boşuna boşaltma” dedi ve elindeki bilgisayar çıktısını gösterdi. Bana aldığı Kanada biletleriydi.

Toronto’ya vardım ve havaalanının önünde araba çarptı.

Ev arkadaşım bağırıyordu “Hadi uyan derse geç kaldık!”.

Yine derslerdi içine sıçan her şeyin.

darbeler birbirini  kovalarken peşisıra onun içindeyken durmuştu zaman, gülümsediği an ise bitmişti zaten kum saatindeki hava, hayata tekrar gelir gibi bir orgazm zinciri yaşadık, ve ben sanki ne acelem varsa uyandım.

8 Temmuz 2012

Sevdiğim kadını gördüm rüyamda, tüm gece terler içerisinde döndüm durdum yatağımda.

Elleri avuçlarımdaydı gözlerinin en dibine bakarken, ruhumu harcıyordum damla damla her saniyesi için.

Kar tanesinin bir buluttan ayrılırken çıkardığı ses kadardı sözlerimiz, ama bir gök gürültüsünün ötesindeydi kalp atışlarım.

Sen gitmeye başladın, o kadar uzun sürdü ki gitmen başlangıcında bile ruhum yaşlandı.

“Dur!” dedim arkandan “Daha sevişmediğimiz duygularımız var içimizde!”.

“Aklın fikrin seks amına koyim ondan gidiyorum ya” dedin, tüm rüyanın içine ettin zaten.

Bi uyandım sabahın körü “Ebeni sikeyim senin kadın” diyip geri yattım.

8 Mayıs 2012

Alelacele bir yerlere koşuyorum, amaçsız ama, ya da ben bilmiyorum henüz. Arkadaşlarımı görüyorum oturmuşlar bir masada, beni görünce hepsi küfretmeye başlıyor “Nerdesin amına koyayım bekle bekle ağaç olduk.” vs. Gülüp geçiyorum yanlarına oturuyorum.

O da orada, ama adını, kim olduğunu bilmiyorum, orada sevdiğim kız oturuyor onun farkındayım sadece. Elini uzatıyor el sıkışıyoruz, Sonra bir anda koşturmaya başlıyor elimi bırakmadan.

Rollercoster vari bir şeye biniyoruz oturuyoruz yan yana. İneceğimiz yere geldiğimizde sarılarak, saçlarını üstüme atarak “Aiyy aşkıım bir daha yapalım.” dediğinde şaşırıyorum bana mı dedi diye.

Sonra güzel bir koku geliyor saçlarından ve yüzünün değişmiş olduğunu görüyorum, yine sevdiğim kızın kendisi ama o değil, başka bir şahıs yani.

Sonra “Noluyo amk?” diyerek uyandım.

17 Nisan 2012<

Bursa’dayım, emin değilim ama çünkü tanıyamıyorum çevreyi ama evim yakında onu hissediyorum. Arkadaşlarımla birlikteyim oturuyoruz gırgır şamata falan. Bir telefon geliyor kalkıyorum aralarından aceleyle ama bir kelime bile anlamış değilim gelen telefondan.

Eve gidiyorum, bilmiyorum aslında evim mi orası ama bi ev yani. İçeriye giriyorum küçük kardeşim orada oturuyor. Bir yorgunluk var üstümde geçiyorum bi yatakta yatıyorum. İçime huzursuzluk doluyor “Anne?!” diye uyanıyorum içeriden kardeşimin anne diye yakarışları. O his geçiyor. Evime yakın olduğum hissi bir anda uçup gidiyor. Etraf yabancı ve ben dünyada yalnız. Annem artık yok…

uyandım ağlayarak kalbim yerinden fırlayacak gibi, annemi aradım direkt, gecenin bi yarısı aklım başımda değil ki, kadıncağız bir şey oldu sanıp korkmuş bi de…

20 Mart 2012

Büyük bir telaşla bir binaya giriyorum. Elimde belgeler kapıdaki görevliye gösteriyorum. Binanın içerisinde dolanıp durduktan sonra aradığım odayı buluyorum ve sırama yerleşiyorum.

Sınava giriyormuşum meğerse. Olduğum sınıfta eski sevgilim, yakın bi arkadaşım ve nefretlik bir hoca var. Beni ter basıyor, sınıftakiler kopya çekmeye çalışıyor, ben iyice kötü oluyorum.

Başım dönerken sınavdan çıkıyorum, deli gibi çişim gelmiş, içeride yapmadığım için pişman olup umumi tuvalet arıyorum.

En son bir tane buluyorum ama cüzdanımın yanımda olmadığı geliyor aklıma. Kapıdaki amca ise pis pis bakıyor. Bir anlık çılgınlıkla adamın ayaklarına işemeye başlıyorum.

Sonra alarm çalıyor felan uyanıyorum işte.

11 Mart 2012

Rüzgarı hissediyorum önce, bisikletin üzerinde tüm kuşlardan daha özgür hissediyorum sonu ırmağa açılan yokuşta ellerimi bırakmış giderken.

Kulaklıklarımdan tanıdık ama hatırlayamadığım bir ses geliyordu. Güneş ise saklıydı bulutların ardında.

8 Mart 2012

Deniz kenarında bir yer, betonlaşmış bir sahil. Gökyüzü balonlarla dolu, her birinin üzerinde tanıdığım insanların isimleri yazılı.

Deniz artık yok, sadece kenarı kalmış. Balonlar ise iyice uzaklaşmış.

Bir el dokunuyor omzuma, arkamı dönüyorum ama boynum bükük yüzüne bakamıyorum.

Annem o biliyorum, bir suç işlemişim içimde onun ağırlığı.

Etraf bir anda elmalı kurabiye kokuyor, nasıl bir özlemle içime çekiyorum bilemezsin.

Annemin dizine yaslıyorum kafamı ve oturup onunla susmaya başlıyoruz karşılıklı.

Uyanıyorum berbat bir kahvaltı yerine o kurabiyelerin tadı dilimde kalsın diye bir şey yemiyorum.

2 Mart 2012

Aydınlığa ulaşmışım. Etrafımda zerre karanlık yok.

Nefes almıyorum, vücudum yok. Sessiz bir beste çalıyor, duymuyorum sadece hissediyorum. 

Kalbim artık bende değil, artık ne hissettiğini bilmiyorum. Sanki duygularım benden alınmış gibi.

Aşk, sevgi, dostluk yok bu aydınlık dünyada, içimdeki karanlık kalbim ile birlikte gitmemiş hüzün ve nefret kalmış aydınlığın ortasında Ben’de.

Uyanıyorum, günün ilk ışıkları ulaşmış yeryüzüne.